" yapma " bu cümleyi son zamanlarda öyle çok duyar oldum ki. işin kötü tarafı tamam dedim her seferinde. yapacam - yapacağım değil yapacam. çok samimi gelmiyor dil bilgisi. içimden gelenlere ket vurup estetik yazılar yazmaktansa içimden geldiği gibi yazıp saygı duyulmamayı tercih ederim. ben bi yazar değilim bi şair de değilim sadece içinden yazmak gelen sıradan bir " blog yazarı"yım ki bu blogu okuyan kaç kişi olduğu da muamma - demek yerine hep tamam dedim haklısın dedim. haklılardı elbet kendilerince ama ben de haklıydım sanki. insanların bana karışması yönlendirmeye çalışması önemsendiğimi gösterir sanmıştım ama insanların kendilerini üstün tutma, başkasını yönlendirme güdüsünden başka bişey olmadığını da yeni anlıyorum. anlasam da bi boka yaramaz. güçsüzüm çünkü. ne zaman karışmaya çalışan birine bir cevap versem ve yüzünün düştüğünü görsem üzülüyorum. ben üzülmem zaten. kendim bile inanmışken başkalarının benim üzülmeyeceğime, kırılmayacağıma inanması çok normal. kırılmam derken bir taş gibiyim manasında değil. jöle gibiyim manasında geri düzelirim anlamında ya da öyle sanıyoruz. ben çok üzülürüm aslında. öyle görünmesem de öyle demesem de öyle davranmasam da çok üzülürüm. ama geçer dimi. geçer geçer. devam edin siz böyle o zaten takmaz kırılmaz üzülmez ki. siz de öyle insanlarsınız zaten. size günah yok.
nereye geldi konu. dedim ya ben bilmem edebiyatı falan. içindekileri kimsenin okumadığı bir bloga yazan bi adamım. öyleyim. umursama yani. bunu okumana da gerek yoktu aslında da yine de sağolasın.
27 Ağustos 2011 Cumartesi
Kaydol:
Yorumlar
(
Atom
)