22 Eylül 2012 Cumartesi

Nasıl Bir Bok Çukurundayım?


 Gece vakti odadaki ışık yayan tüm alet edevatı kapatıp, sadece sigaranın külüyle aydınlanabilen kağıda beklenen ilhamlardı geçmiş zamanda seni düşünebilmek. Hala arşivimde nitelik olarak değil, ama nicelik olarak en geniş yere sahiptir birkaç cümlen bu yüzdendir ki.  “Somon rengi çığlıklar” olduğunu velev ki kabul ettim, ben bu sokak lambasına anlatamam derdimi. İç perdesi bile fayda etmiyor, karanlık tümüyle kör edemiyor sesimi. Bu yüzden yazmak yerine kendimle konuşuyorum çoğu zaman, zaman zaman ağzımdan çıkan cümleleri gördüğüm de oluyor, sigara dumanın aheste aheste dağılışına dakikalarca daldığım da.

   Bu ritüelleri, bu terapiyi yapmadan yatamıyorum. Yatağa uzanıp son sigarayı gözlerim kapalı içmeden uyuyamıyorum ya, bir gün evi yakacağımdan korkuyorum. Ötesinde bir şeyler eksik kalıyor çünkü. Hep bir şey yapmayı unutmuşum hissiyatı karımcalaştırıyor parmak uçlarımı. Yazmayı mı unuttum? Yazmak? Peki kime ne amaçla? Hangi vasıfla olursa olsun karalayacağım şeyler geçirir mi bu noksanlığı? Denemedim mi hiç? -Aylarca. Sonuç? –Kesitirilemiyor, çok kontrollü bir deney bu. Ama işte gerçekten sanki hep bir şeyler eksik, hem de çok eksik, ve çok yanlış. O kadar yanlış ki, bir güzellik katıyor bu durum, kafamın içerisinde gelişi güzel dolanmana. Ne yanlış da çözemiyorum.

   Yanlışı sağda solda mı arıyorum? Bir iki cümlenin içerisinde buluyorum ben bazen. Hani yürürken yanlış yola girdiğini fark edip üç dört adım atmadan dönemezsin ya, karşıdan karşıya geçerken aslında yeşil ışığın yandığını fark etmek gibi yolun ortasında, iki açık kapı arasında kalırsın da öyle bir çarpar hani, sanki ne ilk kapıdan girmişsin ne de ikinci kapıdan, kalmışsın yaşam ile ölüm arasında. Hah işte yanlışı bir iki saniyede buluyorum ben bazen, bir iki saniyede ölüyorum; ölüm kolay, ölüm serbest, ölüm bedava... Tekrar doğabilmek zor olan; ya geç kalıyorum sonraki saniyelere ya da erken.

   Velev ki "hayatın ekşiliği"ni kabul ettim("akbilist" ne ulan), ben kendime çok tarçın geliyorum mesela. Tarçın ne alaka bilmiyorum, gözümü kapattığımda dolaptaki bütün baharatların ayrı ayrı isminin yazdığı küçük kaselerden ilk tarçın canlandı zihnimde. Ha içinden büyük ihtimal pul biber çıkar. Asla ismi yazan baharat o kaplara konulmamıştır. Onları çok sevmemin nedeni budur belki. Hayata çok benzetirim çünkü onları. Bu hayatı zerre sevmediğim için, ona benzer bir şeye tutunma ihtiyacımdan baharat takımına tutundum ben. Baharat takımı sayesinde yaşayabilen bir insan! ne kadar tam olabilirki zaten.Şu hayatta en sevdiğim yemeğin biber dolması olması tanrının bir lütfu olmalı, al şunu siktir git der gibi başından savışı sadece.

   Bir tamamlama telaşında bekliyorum sabahı, içilmeyecek sigaralar sarıyorum bazen ellerim boş kalmasın diye. Yazmayayım diyorum bugün, gidip sokakta tek başıma top oynayayım diyorum mesela. Kimse yok hazır, aşığıya inersem ayaklarım boş durmaz ki ama, en yakın tekele uğrarım. Ben senin bira sevmediğin zamanları biliyorum. Hakkında bu kadar bok bilmeme ne gerek vardı hem. Bak beynimin kıvrımlarına pusu atıyor benliğimdeki her zerren, hakkında tüm bildiklerim, mesela gözlerinin rengi filan. Yazdığım her kelimeyle bir mayına basıyorum üzerinde resmin olan. Sanki buraya basma diye işaretlemişim ama inatla üzerlerine yürüyorum. Ne gerek vardı bunlara güzelim. Aklımı zap etmekle uğraşıyorum aylardır. Kendi kendime senin adına nedenler sunuyorum, adını temiz tutmak için. Gerçi ne bok yersen ye, benim ismimin içindeyken her daim parlar, öyle bir bok çukurundayım işte. 

12 Eylül 2012 Çarşamba

Deli


Dünyanın en çok düşünen insanları delirmekte olanlardır. Zihinleri o kadar çok davranışa dönüşmeyen başıboş düşünceyle doludur ki bu düşüncelerin arasından toplumun öğretilerini seçemez hale gelirler. 


 Sekiz saat süren katıksız düşünce seansından sonra ayakları tekrar betona, gözleri başka gözlere, ne kadar çaba sarfetse de eti başka etlere değdi.Kendi sesini dinlemeye o kadar alışmıştı ki insanların bağrışlarına anlam veremedi. Onların seslerini ağızlarında şekillendirip anlamlı öbekler çıkardıklarına emindi ama zihni algılamamakta ısrar ediyordu. İnsanların yaşam iniltilerine karşı tek savunması olan müzik ise sadece sağ kulağını örtmeye yetiyordu.


 Boşaltılamayan her düşünce zihinde kalır. Davranışa dönüşemeyecek düşünceler ise ebedi olarak zihnin merkezine yerleşir.Her düşüncenin yoğunluğu kadar çekim gücü vardır.Bu çekim gücüne kapılan daha zayıf yoğunluklu düşünceler bu kara deliğe girer ve kaybolur. Eğer merkeze yerleşen düşünce yeterince yoğunsa diğer tüm düşünceleri zihinde tek bir düşünce kalıncaya kadar yok eder. Delirmenin sebebi budur.



insanların yoğunluğunun hat safhaya ulaştığı toplu taşıma araçlarından birine bindi. Kapının tam açılacağı yerde durduğundan araca ilk binen O oldu ve oturdu. Araç insanlarla dolmaya başladı. İnsan demek kaos demekti onun için. Oturduğu için yeterli alanı olmasına rağmen her insan onun dünyasına baskı yapan bir tümördü. Patlayacağını hissetti, kalbi deli gibi atmaya başladı, nefes alış verişleri düzensizleşti. Düzensizliğe karşı çok hassas olan insanların bakışlarının ona çevrilmesi son baskıydı ve patladı.



 Big bang denen şey tanrının sıkıntıdan patlamasıdır.saçılanlar atom değil ruhtur. ve tanrının ruhunun küçük parçalarının çamurla birleşmesine insan denir.



 Patlamasının ardından uzatılan peçetelerden ve iğrenmiş bakışlardan kustuğunu anladı.Çok kez içkinin dozunu kaçırıp midesindekileri dışarı savurmuştu ama bu seferkinin sebebi içkiden daha yararsız bir maddeden dolayıydı; İnsan. Bu yüzden her zamanki gibi özür dileyerek hastayım demedi. Peçeteleri aldı, üstünü sildi ve ilk durakta indi. İnsanların onun arkasından konuştuğunu biliyordu. Konuşacak konu bulmanın altın bulmaktan zor olduğu bir dönemde böylesi bir fırsatı hiçbir insan kaçırmayacak ve hakkında önyargının baş kahraman olduğu hikayeler anlatacaklardı birbirlerine.


Davranış ve düşünce bir mıknatısın zıt kutupları gibidir. Bir anda ikisi aynı anda bulunamaz. Biraz sonra yapacağın hareketi düşünür,sonra uygularsın. Davranışından sonra davranışının sonuçlarını düşünmeye başlarsın. Bu kovalamaca davranman gerekmeyene kadar devam eder. Yalnız kaldığında aklına gelip harekete dönüşmeyen veya harekete dönüşme yeteneğinden yoksun düşünceler saklandıkları köşeden çıkıp aynı anda hücum ederler. Öncelik her zaman kişisel düşüncelerdedir. Aşık olduğun kadın hakkındaki planların, geleceğini çizdiğin tablolar önceliklidir. Çünkü sınırları keskindir ve sınırları olan şeyler her zaman daha caziptir. Bulanık sorunludur. Ne çıkacağı belli değildir bir anda seni alt üst edebilecek kapasiteye sahiptirler ve korkutucudurlar ve korku insanın kendiyle imtihanıdır.


Dışarı çıktı, kalbi hala deli gibi atıyordu, bayılacağını sandı ama sonra ağzını sıkı sıkıya kapattığı için minik burun deliklerinden nefes aldığını ve vücudunun bu nefesi yeterli bulmadığını anladı. Ağzını açtı ama oksijenden önce dumanla doldurdu, sonra aldığı dumanı akciğerlerinde filtreleyip geri verdi. Sakinleşmeliydi. Bir kere başına gelmişti bu; geçmişti, bu da geçecekti. En azından öyle umuyordu.



 Başkalarının davranışları düşüncelerini,düşüncelerin davranışlarını oluşturur. Bu yüzden insanı delirten insandır.



İnsanları dinledikçe içlerinde akan kötülüğü gördü. damarlarında dolaşan bu zehir akciğerlerine uğruyor,ordan da beynin kontrolünde cümleler halinde dışarı çıkıyordu. Hava bile kirlenmişti artık bu kötülükten soluyanın içini boğuyordu.


İnsanları dinlemek istemiyordu bu yüzden bağırmaya kendi kendine konuşmaya başladı


İnsanların küçülmüş ve bulanıklaşmış aşağılayan ve sorgulayan gözlerine bakmak istemiyordu bu yüzden yere bakmaya başladı


İnsanların sahte güzellik çabaları,giyinişleri,kendilerini sergilemeleri midesini bulandırıyordu bu yüzden çıplak geziyordu


Kontrollü bir yaşam döngüsü başını döndürüyordu bu yüzden belenmedik hareketler yapıyordu.


Ve artık insanlar onun ismini ve benliğini aldılar. Yerine bir cins ismi koydular. Deli.

Ziyaretçi Künyesi

Online

 

LIGHTSFROMDARKSOULS . Copyright 2008 All Rights Reserved Revolution Two Church theme by Brian Gardner Converted into Blogger Template by Bloganol dot com

Blogger Gadgets