13 Ağustos 2013 Salı
Taş, Toprak ve Tahtanın Yükü
Allah'ım bu pus, bu bungunluk
Yağmurlu bir pazar havası kadar bulanık
Kire batmış bir kerhanenin kırmızı loş ışıkları
Nasıl kanıma karışıp içime işlediler
Çenemin küfeleri fare tartıyor, suratım asık.
Nasıl olur da bir ses bir ip sarkıtır çukurumun dibine
Hangi söz söylenmeli de yenmeli sessizliğimi
Hangi dost çıkar karşıma yalnızlığıma tercih edeceğim
Etimi al da ama ruhumu bana bırak artık
Ayak bastığımda kararan toprak
Gözümü değdirsem kuruyacak yaprak
Ölüm acısına yatar gibi kalbi atarak
Yüzü düşen laleler, göçe meyleden kuşlar
Günahlarım hep vicdan azabıyla mı ödenecek?
Yakışmıyorum, layık olamadım sana bir türlü
Aklanmam hayli zor, hamuruma toz kaçtı bir kere
Beneklerle dolu ruhum istemesem de
Bir fırtına sal ki kökümden savrulayım
Ak sakala ermeden toprak alsın beni
Mezar taşlarına vuran dualar ansın
Külüm dökülüyor daha ne kadar kavrulayım
Huzuruna al beni, huzursuzluğumdan ayrılayım.
Kaydol:
Yorumlar
(
Atom
)