2 Kasım 2015 Pazartesi

Kasvet


Ayların en rahatsız edicisi, en olmaması gerekeni; Kasım ve saat 6.30. Henüz karanlık çökmemiş. Ancak aydınlıktan çok uzağız. Tek çaremiz karanlığı beklemek. 

Soğuk. Soğuktan korunmak için sarıldığımız sobalarda yanan kömür kokusu evlerin gri bacalarından dışarı akıyor.Yerler çamur. Sanki dünyanın rengi kahverengiyle karışık gri.

Ev. Evlerin içi sarı. Ucuz 40 waltlık ampullerin aydınlatmaya çalıştığı, loşluğu geçmiş, aydınlığa uzak evler. Sobanın aşırı ısıttığı odadan gelen televizyon sesi ve mandalina kokusu. Sobanın hiç ısıtmadığı odadan gelen sessizlik. Ve tekrar, tekrar arada kalmışlık.

Mutfakta demlenen çayın tıslaması, içeride yatan hasta annenin inlemeleri ve babanın yokluğu.

Yalnızlık. Kasvetin hamuru. Yalnızlığa aranan çare, çaresizliğin ta kendisi. zihinlerde binlerce dert, olmaması gereken her şeyin olmuş olması ve olması gereken her şeyin olmaması.

Tembellik. Üstüne oturmuş kasvetin ağırlığı. Öyle ki kolunu kaldırmana izin vermiyor. İzin vermedikçe işler yığılıyor, zihninde birikiyor. Ve öyle bir kısır döngü ki bu, karanlık dipsiz bir kuyudasın sanıyorsun.


En iyisi uyumak. En azından yarın bugün kadar kötü olmaz umuduyla.

Ziyaretçi Künyesi

Online

 

LIGHTSFROMDARKSOULS . Copyright 2008 All Rights Reserved Revolution Two Church theme by Brian Gardner Converted into Blogger Template by Bloganol dot com

Blogger Gadgets