Patlama noktaları oluyor. Ama genelde telefonum hep sağda solda gezindiğinden, abidik gübüdük yerlerden çıktığından ulaşamıyorum o an telefona. Diğer zamanlarda da elimde telefon kafamı sağa sola çarpasımı getirten ikilemde bekliyorum öyle. Sanırım delilik bu. Yani annem öyle diyor en azından. Odandan hiç çıkmıyorsun diye. Tüm gün öylece telefona bakmak... Evet sanırım öyle.
Hani bir yerde gelinen bu nokta bile bana ziyadesiyle inanılmaz geliyor zaten. Hani hala ilk günki gibi şarkılarla o yoğunluk pompalanıyor vücuduma, böyle tam kalbin üst taraflarında, vücudun ortasında sigara dumanı gibi bir şey kaynıyor ve dağılıyor her yere. İşte onu hala hissediyorum. Ve direk eski mesajları okuma eylemine geçiyorum. İşte gelinen nokta dediğim bu. Gülüyorum lan, sırıtıyorum, mutlu oluyorum okudukca bildiğin. Hatta kendi yazdıklarımı okuyorum sonra baştan aşağı, ve onları okumuş olduğunu bilmek beni apayrı kotartıyor o gece. O gece diye buruşturup bir kenara attığıma da bakmayın, her gece yani. Özet geçtim sanki bu son günleri.
Bir yanım kalmak istiyor öylece işte. "Lan sen bunları zar zor hayal edebilirdin baksana yaşadın, elinde anılar ve dahi yazılı bir şeyler var. Ölene dek de yeter böyle, her gecen böyle geçse olmaz mı?" "Olur" diyorum istemsizce böyle usul usul. Haykıramıyorum tabi. Çünkü diğer yanım da var. Oda paso veriyor bana ayarı. Yediğim hakaretin haddi hesabı yok. "Ulan sen ne kadan korkak, ne kadan mal, ne kadan ezik, ne kadan ergen triplerinde bir kazmasın" diyor bana. Ona da "haklısın" diyorum buruk buruk. "Ben daha fazlasını hakediyor muyum, tamam lan seviyorsun da, bu yeter mi? Bak bir hele kendine" diyorum ardına lakin. Sonra anlıyorum ki bu da diğer yanım. E şimdi ben ikisini toplayınca mı bir ediyorum yoksa onlar ayrı ayrı da bir ben var mıyım? Ayrı bir ben varmış gibi de hissediyorum, o "artık hamle sırası sende" yükünün altında ezilip "ne yapacağım ben lan, ne yapmalı?" diye kafayı yiyip günün sonunda bir halt edemeyen bir ben... Bu ayrı mı şimdi, hangi yanıma giriyor? Bilemedim ama günler feci feci giriyor bir tarafıma, Son konuşmanın üstüne 17 gün geçmiş, geçmeye devam etmekte. Ben hala ikilemlerde, mallıklarda dolaşıyorum.
"Gün içinde bir saniye dahi aklına düşüyor muyumdur ki?" diyor biri. Hangi yanım, yoksa o ben dediğim eleman mı bunu sıçıyor gün ortasında zihnime bilmiyorum. O an "acaba lan, lan acaba, lan ne bileyim, lan vay lan, adfsda" error veriyorum....
-mavi ekran-
Geçersiz bir işlem yürütüp kapatıyorum sonra tüm yanlarımı. O işlemde genelde içmek oluyor. Yani bir gece ansızın Adrina Lima gelse odama, "bacım üstünü giyin allasaen üşüteceksin" der, gider salona yatak açar oraya yatırır onu, sonra odamda izdivacıma çekilirim ben. Hani böyle her saniye de o varken, "gün içinde tek bir saniye onun aklına düşüyor muyudumdur ki?" sorusu doğal olaraktan yakıyor devreleri büsbütün.
Yani toplarsak bir şekilde gece oluyor, bitmeye yakın sabah ezanını ninni niyetine kullanarak uykuya dalıyorum. Sabah oluyor her türlü işte. Uyanıp daha yeni güne başlamadan "bugün de aynı amına koyayım" diyebiliyorsam ben, allah da benim ta belamı versin o zaman, ne diyeyim kendime şimdi. Atsam atılmam, satsam satılmam.
Yani bir şey yapmıyor da değilim bir yerde, bununla kendimi çok pis avutuyorum he. Direk züürt tesellesi. Bakınca şöyle bi'; yazı, şiir, kitap... Son olarak şarkı da yazdım, hatta söyledim, sesime sıçayım da söyledim işte napıım. Vakamijin gitarıyla takılırken ben de doğaçlama girdim bir şeyler birden, sıkıntıdan, bir patlak verdim vücudumdan, O da ağzım oldu. Genelde parmaklardan patlak verirdi bu acı denen meret. O yüzden Anlam bütünlüğüymüş, zartmış, zurtmuş kasmadım, hani gerek de yok. Bildiğin o an içim dışımda yahu, önemli olan da bu değil mi azizim? "Öyle" de bi, de bi "öyle" diye, heh öyle işte. Besteyi kaydettik de atmıycam ehehe, neyse bari sözlerini yazayım da tam olsun;
"I can find the sky in your eyes
I can find the space in you to fill my heart
I never walk on that way
All the roads take me away
I grow up like a tree under your blue eyes
It's enough your beauty
To be happy
In this ugly life
I never walk on that way
All the roads take me away."