15 Aralık 2019 Pazar

Hissizlik


Bundan tam 1 yıl önce yazmışım son yazımı. Onda içimdeki ateşin söndüğünü söylemişim. Doğru. Artık yaşlandım mı, ruhsuzlaştım mı bilmiyorum ama mutluluğu da mutsuzluğu da 2 satır yazı yazacak kadar yoğun hissetmiyorum.

Zaten ben sadece duyguyla yazabiliyorum öyle teknik de değil, belki yazarsam içimdeki her neyse dışarı çıkar diye umduğumdan.

Çıkmıyor. Ne saplanıp kaldıysa çıkartamıyorum. Kıymık gibi. Çıkartmaya çalıştıkça daha çok yırtıyorum tenimi.

Ağlamak istiyorum. Öyle mutsuzluktan falan da değil. Ağlayacak kadar yoğun yaşamak istiyorum bir duyguyu. Ama artık yoruldum mu, alıştım mı her ne olduysa bulamıyorum o "yaşıyorum işte be" dedirten şeyi. Yaşıyor muyum onu da sorgulamaya başladım. Yaşamak bu mu?

Artık mutsuzluklarım da içime saplanan bir sıkıntıya dönüştü. Mutsuz olduğumun farkındayım ama hissedemiyorum. Sadece berbat bir iç karaltısı. Sadece geçmesini beklediğim bir bulantı.

Ne bu? İçimi kemirip duran, beni robotlaştıran o engel ne? Korku, mutluluk, mutsuzluk...
Hepsi beni terketti. İşin kötü tarafı da artık herhangi bir şey hissedeceğime olan inancım da gitti.

Kabulleniyorum yavaştan. Yaşlanıyorum ve yavaşça ölüyorum.

Ziyaretçi Künyesi

Online

 

LIGHTSFROMDARKSOULS . Copyright 2008 All Rights Reserved Revolution Two Church theme by Brian Gardner Converted into Blogger Template by Bloganol dot com

Blogger Gadgets