Yazılar yazılarak mı çoğalır okunarak mı? Sanırım hiç bir
zaman bilemeyeceğim bunu. Çünkü ne yazarım diyebilecek kadar yazıyorum, ne de
okuyorum. Peki, ben ne yapıyorum; ya da ne yapmıyorum? Ne yapmadığımı bilsem
yapacak bir şeyler bulabilirim.
Çalışmıyorum, çalışamam çünkü. En
azından bana öyle geliyor.
Toplum tarafından kabul görülen
bir eğlence aktivitesi de icra etmiyorum. Kabulden ziyade, saygı ve beraberinde
kıskançlık getirecek bir aktivite. Binlerce fotoğraf çektirip paylaştıktan
sonra aç kurtlar gibi fotoğrafların beğeni ve beğeniyle doğru orantılı
kıskançlık getirmesini beklemiyorum.
Dışarıdan birine göre gayet
sıradan, boş bir hayat yaşıyorum. Kendimi geliştirmeye dair en ufak bir çabam
yok. Neredeyse herkese göre hayatın en güzel yaşlarını evde, odamda yine
başkalarına göre boş boş oturarak
geçiriyorum.
Çalışmaya, eğlenmeye, gelişmeye
duyulan açlığı anlayamıyorum. Hayatının en güzel dönemini güzel geçirmek için
harcanan çaba bu dönemi daha da kötüleştirmiyor mu? En mutlu olma hırsı nerden
geliyor? Neden mutluluğu bile hırsla karartıyoruz? Yaşıyoruz işte. Mutsuz
değiliz. Yetmez mi? Kime ne kanıtlamaya çalışıyoruz?
Çalışmak… Para kazanmak için
zamanından ödün vermek. Harcayamayacağın parayı kazanmak için hayatını boş
vermek. Evet, biriktirmek, düzen kurmak için gerekli. Peki, neden bu düzenin
dışında kalamıyoruz? Neden hayat böyle sürüp geçemiyor? Anlayamıyorum.
Belki de ben fazla gamsız ve
tembelim, belki de siz fazla gamlı ve işgüzarsınız. Çoğunluk haklıdır elbet.
Siz yine haklısınızdır. Eminim.
Ama bırakın da aksın hayat.
Çalışıyorsan da çalışabildiğin için mutlu ol. Gençlik yıllarım heba oldu
çalışarak diye veya çalışmayıp bu yaşa geldik çalışamadık diye dert yanma.
Boş yere o kadar çok derdimiz var
ki. Anlatarak bitiremem. Şu okul bitsin de… Askere bi gideyim de… İş bulayım,
evleneyim de… Eee? Nerde sonu? Öleyim de mi?
Anı yaşamak gerek. Carpe Diem…
Peh. Anı yaşamayı bile bir kalıba sokmuşlar. İnsanlar anı yaşayabilmek için
bile çabalamak zorunda hissediyorlar kendilerini. “Anı yaşamalıyız”,
“Yapmalıyız”, “Mutlu olmalıyız”. Mutsuz olun ne var yani? Mutsuzluktan ne kadar
çok korkuyorsunuz? Mutluluğunuzu mutsuz olmamakla takas ediyorsunuz. Çok
ilginçsiniz.
Bırak, ne olacaksa, ne oluyorsa
olsun. Boş boş duvara mı bakıyorsun? Duvara bakmaya devam et. Herkes her gece
çılgın partilerde eğlenmek zorunda değil. Herkesin onlarca sevgilisi olmak
zorunda değil. Herkes kendinin hayatını yaşıyor. Yaşamalı daha doğrusu.KEndi hayatını olduğu gibi görmeyip başkasının hayatına özenmek, sonra da böyle bir hayatı olabilirmiş de, olamamış diye
hüzünlenmek… Kendinize haksızlık etmiyor musunuz?
Sanırım ben çok tembelim, ama
belki de siz, çok hırslısınız. Umarım ben tembelimdir.