3 Mart 2015 Salı

Tembel

               

                 Yazılar yazılarak mı çoğalır okunarak mı? Sanırım hiç bir zaman bilemeyeceğim bunu. Çünkü ne yazarım diyebilecek kadar yazıyorum, ne de okuyorum. Peki, ben ne yapıyorum; ya da ne yapmıyorum? Ne yapmadığımı bilsem yapacak bir şeyler bulabilirim.
                Çalışmıyorum, çalışamam çünkü. En azından bana öyle geliyor.
Toplum tarafından kabul görülen bir eğlence aktivitesi de icra etmiyorum. Kabulden ziyade, saygı ve beraberinde kıskançlık getirecek bir aktivite. Binlerce fotoğraf çektirip paylaştıktan sonra aç kurtlar gibi fotoğrafların beğeni ve beğeniyle doğru orantılı kıskançlık getirmesini beklemiyorum.
                Dışarıdan birine göre gayet sıradan, boş bir hayat yaşıyorum. Kendimi geliştirmeye dair en ufak bir çabam yok. Neredeyse herkese göre hayatın en güzel yaşlarını evde, odamda yine başkalarına göre boş boş oturarak geçiriyorum.
                Çalışmaya, eğlenmeye, gelişmeye duyulan açlığı anlayamıyorum. Hayatının en güzel dönemini güzel geçirmek için harcanan çaba bu dönemi daha da kötüleştirmiyor mu? En mutlu olma hırsı nerden geliyor? Neden mutluluğu bile hırsla karartıyoruz? Yaşıyoruz işte. Mutsuz değiliz. Yetmez mi? Kime ne kanıtlamaya çalışıyoruz?
Çalışmak… Para kazanmak için zamanından ödün vermek. Harcayamayacağın parayı kazanmak için hayatını boş vermek. Evet, biriktirmek, düzen kurmak için gerekli. Peki, neden bu düzenin dışında kalamıyoruz? Neden hayat böyle sürüp geçemiyor? Anlayamıyorum.
                Belki de ben fazla gamsız ve tembelim, belki de siz fazla gamlı ve işgüzarsınız. Çoğunluk haklıdır elbet. Siz yine haklısınızdır. Eminim.
                Ama bırakın da aksın hayat. Çalışıyorsan da çalışabildiğin için mutlu ol. Gençlik yıllarım heba oldu çalışarak diye veya çalışmayıp bu yaşa geldik çalışamadık diye dert yanma.
                Boş yere o kadar çok derdimiz var ki. Anlatarak bitiremem. Şu okul bitsin de… Askere bi gideyim de… İş bulayım, evleneyim de… Eee? Nerde sonu? Öleyim de mi?
                Anı yaşamak gerek. Carpe Diem… Peh. Anı yaşamayı bile bir kalıba sokmuşlar. İnsanlar anı yaşayabilmek için bile çabalamak zorunda hissediyorlar kendilerini. “Anı yaşamalıyız”, “Yapmalıyız”, “Mutlu olmalıyız”. Mutsuz olun ne var yani? Mutsuzluktan ne kadar çok korkuyorsunuz? Mutluluğunuzu mutsuz olmamakla takas ediyorsunuz. Çok ilginçsiniz.
                Bırak, ne olacaksa, ne oluyorsa olsun. Boş boş duvara mı bakıyorsun? Duvara bakmaya devam et. Herkes her gece çılgın partilerde eğlenmek zorunda değil. Herkesin onlarca sevgilisi olmak zorunda değil. Herkes kendinin hayatını yaşıyor. Yaşamalı daha doğrusu.KEndi hayatını olduğu gibi görmeyip başkasının hayatına özenmek, sonra da böyle bir hayatı olabilirmiş de, olamamış diye hüzünlenmek… Kendinize haksızlık etmiyor musunuz?

                Sanırım ben çok tembelim, ama belki de siz, çok hırslısınız. Umarım ben tembelimdir. 

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Ziyaretçi Künyesi

Online

 

LIGHTSFROMDARKSOULS . Copyright 2008 All Rights Reserved Revolution Two Church theme by Brian Gardner Converted into Blogger Template by Bloganol dot com

Blogger Gadgets