12 Nisan 2015 Pazar

Yağmur

   Sesler, hayaller ve düşünceler... Hepsi yanıyor üzerlerine düşen yıldırımla. Alevler söndükten sonra küllerini eşeliyorum, gri bir inci çıkıyor içinden, ruhum sanıyorum. Ellerim simsiyah oluyor. Ellerimi birbirleriyle temizlemeye çalıştıkça iyice kararıyorlar. Toprağa siliyorum, zihnim kararıyor.
   Gökyüzüne bakıyorum boynumu kırarcasına. Belki bir yağmur damlası yüzüme düşer de parçalanır diye. Bir ömür boyunca bekliyorum, ölmek üzereyken yağmur damlası düşüyor; yüzüm parçalanıyor. Akan kanın soğukluğu mu yoksa düşen yağmur damlasının sıcaklığı mı bu çözemiyorum. Ardından binlerce yağmur damlası düşüyor, hiçbiri bana değmiyor. Sanki gök; "seni parçalamaya bir tane yeter" dermiş gibi.
   Yağmur herkesi parçalıyor, gözler ve dudaklar haricinde bir şey bırakmıyor. Bedenimden geriye kalanlara acır gözler ve fısıldayan dudaklarla bakıyorlar.
   "Peh. Önce kendinize bakın siz" diyorum. Ama içimden, veya içimden geriye ne kaldıysa ondan.
   Gözler yaklaştıkça çamurlaşıyorum, dudaklar açılıp kapandıkça kuruyup rüzgarla savruluyorum.
   Tozum küllere karışıp savruluyor. Bulutlara doğru yola çıkıyor. Bir başkasının yüzünü parçalamak için düşüşe geçen bi yağmur damlası oluyor.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Ziyaretçi Künyesi

Online

 

LIGHTSFROMDARKSOULS . Copyright 2008 All Rights Reserved Revolution Two Church theme by Brian Gardner Converted into Blogger Template by Bloganol dot com

Blogger Gadgets