Zemberekli saati evi yıkarcasına çaldı. Uyanıp saati durdurdu, koynuna alıp tekrar uyudu. Dersin başlamasına 3 saat vardı daha çünkü. Sevdiği kızı korkak olduğu için okulda görünce görmezden gelmesi, konuşmaya çekinmesi onun elinden kayıp gitmesine yol açtığı için korkaklığını yenip kızla aynı dersi almaya karar verdi böylece hergün görecek, bir şeyler olmasını umut edecek hatta bunu için çabalayacaktı. 1 saat yarı uyur yarı uyanık şekilde yatakta debelendikten sonra bir sevinçle kalktı yataktan, 3 yıl önce iyi model olan telefonunu açmaya çalıştı, şarjı bitmişti. Biraz kurcaladaıktan sonra şarja takmayı başardı. Güneş yeni doğuyordu, uzun zamandır bu kadar erken kalkmamıştı bu yüzden ne yapacağını bilemedi. Bir kahve koydu bir de sigara yaktı. Uzun zamandır olmadığı kadar mutluydu. Bir kaç saat sonra O'nu görecekti. Mutlu mutlu müzik dinledi, banyoya girdi kokularını süründü O'na güzel görünmek zorundaydı çünkü. Okula doğru yola koyuldu.
Kız daha gelmemişti.Mesaj attı gelecek misin diye. Geliyorum beni de bekle beraber gidelim dedi kız. Beklerken mutluluğu gitmiş, mutluluğun yerini heyecan ve bulantı almıştı. Kız geldi beraber derse girdiler. Hiç değişmemişti. Hala çok güzeldi. Kokusu da aynıydı. Anıları canlandı gözünde biraz mutlu olur gibiydi. Sınıfta sevdiği başka bir arkadaşını gördü, sevindi. Baskı azalmıştı üstündeki. Sonra diğer arkadaşları da geldi dışarı beraber oturdular. Herşey güzel görünüyordu.
Oturdukları yerden kalkıp derse girmek için yola koyulduklarında kız durakladı, kollarını açtı, başka bir erkek geldi ve sarıldılar. Beyni durdu o an aklına her zamanki gibi kaçmak geldi. Arkadaşlarını da alıp ordan uzaklaştılar. Hiçbir şey düşünemiyordu. Sonra ben de yapıyorum bunu arkadaşıdır elbet diyerek avuttu kendini.
Acı çekmekten korkuyordu çünkü...
Sabah alarm çaldı, yine yalnız olmanın verdiği mutsuzlukla somurtarak uyandı. Hayalleri çok başkaydı çünkü. İnsanların onu küçük görmesini istemediği için de hayalindeki senaryoları gerçekten yaşanmış gibi aktarıyor, bunu yaparken çok rahat davranıyordu. Onun için çok normal bir şeydi bu çünkü. Üstünü giyindi saçını düzeltme ihtiyacı duymadı. Okula doğru yola çıktı. Yürürken arkadaşını gördü. Ona doğru geliyordu bir kaç " napıyon nerelerdesin " muhabbetinden sonra konuya girdi. " O "nunla aranız nasıl devam ediyo musunuz? diye sordu. Çocuk biraz da çekinerek " yok ya o iş sıçtı soğuk davrandı, ben de korktum falan muhabbet arkadaşlığa döndü, zaten çevresinde çok erkek var adam geliyo sarılıyo amk ben napayım " dedi.
Avının kokusunu alan bir avcı misali senaryosunu dilinden havaya boşalttı. " Ben de dün onlardaydım " Çocuk yıkılmış görünüyordu ağlayacak gibiydi ama ağlamaması gerektiğini bildiğinden sürekli yutkunuyordu. Biraz acıdı ona ama bu dünyada zayıflara ve korkaklara yer yoktu. Planını yerine getirmek zorundaydı. " Ya arkadaş aradı gece 11de gel btaak atcaz dedi ben istemem dedim " O " aldı telefonu lütfen gel pasta yaptım dedi ben de gittim 2ye kadar falan oturduk " dedi. Çocuğun gözleri solmuştu. Her kelimede bir şeyler ölüyordu içinde. Bunu farkediyordu. Çocuk bir sokak köpeği kadar aciz bir halde " Bırak peşini diyosun yani " dedi. Bu kadar da ezileceğini tahmin etmiyordu. Üzüldü haline. Biraz da ezilmişlere yardım etme içgüdüsünden olsa gerek " boşver ya takma ya sana kız mı yok onlar öyle, çok rahatlar, benim konuşmaya çekindiğim şeyleri lap diye söylüyorlar, bırak sen " tarzı şeyler söyledi çocuğa. Çocuğun artık ayakta duramayacak halini görüp senaryosunu bitirdi. Beli bükülmüş şekilde giden kambur çocuğa üzülse de biraz takmadı mutlu da oldu biraz. Artık çocuk onun hakkında ne kadar sosyal ve sevilen bir insan diye düşünecekti...
Akşam kızla buluştu. Bir kaç kadeh içki içtiler. Fakir olmasına rağmen cool görünmek için en afilli içecekleri içip, dün bu kadar içtim bişe yolmadı tarzı muhabbetlerle devam etti. Kızın telefonu çaldı, biri bir şeyler söyledi. Kızın morali bozuldu, telaşlandı, " Ciddi misin ya nasıl olmuş niye yapmış ki böyle bir şey " dedi ve ağladı.
Evinde sosyal ağlarda gezinirken gördü haberi, gerçek olamazdı. Arkadaşlarını aradı, gerçek olduğunu anladı. Katran vardı sanki boğazında istemsizde dilini tuttu, koparırcasına çekti. Kendini suçladı, şimdi gerçekten üzülmüştü. Ağlayacak gibi oldu, ağlamadı.
Çok hafiflemişti artık, uçabilirdi. Uçmayı denedi, gerçekten havadaydı artık. Yattığı yere baktı. Her yer kan olmuştu. Vücudumda bu kadar kan var mıymış diye düşündü. Annem çok üzülecek diye endişelendi ama hiç olmadığı kadar huzurluydu. Omuzlarından bir kuvvet onu yukarı çekiyordu, son bir kez odasına el salladı, kendini ışığın içine bıraktı.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder