Öldüm. Kesin öldüm şu an bence. Çok kere rüyamda ölmüştüm ama bu sefer gerçek eminim. Kapkaranlık burası. Tabutun içinde miyim yoksa ondan mı böyle? Yok ya ruhumun hemen çıkması lazım tabut sonraki iş.
E ölünce zaman ve mekan kavramı olmayacağına göre tabutumu felan göremem sanırım. Görmeyim zaten ya annemi ağlarken görürsem naparım? Ya babam? Güçlü durmaya çalışır ama içine ağladığını farkedersem çatlarım ruhumu yırtasım gelir nasıl olacaksa?
Hep savunmuşumdur " beyaz renktir, siyah değildir " diye. Renklerin atası olan şey nasıl renk olmuyor da renksizlik ışıksızlık anlamına gelen siyah renk oluyor? Ulan Beyaz ışık kırılıp renkleri oluşturmuyor mu? Biri de çıkıp demiyor ki aga bu nedir? Keşke arkadaşlarım görse de şurayı bozsam onları. Onlar da üzülmüş müdür acaba? Üzüldüler bence ama çok sürmez ölene kadar üzülecek halleri yok ya. Ben üzüldüm ama burda nerde bulacağım bir daha onları.
Bu ne lan yeter içim kıyıldı. Nerden öğreniyoruz nereye gideceğimizi yol gösterici felan yok mu buralarda sonsuz kadar gezinip düşünecek miyim böyle? Öyleyse kötü valla.
Tanrı varsa ve dinler doğruyu söylüyorsa ben sıçtım. Cehenneme giderim direkt. Yoksa da böyle mal mal dolanacak mıyım burda? Ama Tanrı olmasaydı ruhum olmazdı sanırım o zaman var ama nerde?
Dur bakam uçayım biraz. Anlamıyorum ki uçuyor muyum yer yok gök yok bi bok yok gökyüzü olmadan uçtuğumun ne zevki kaldı ya?
Aha ışık. Kesin Tanrı o. Tanrı değilse de melek felandır yoksa normal insana vermezler öyle nuru.
Oh be geldim sonunda ışığa bu sefer de her yer beyaz oldu gene bişey yok. Ya arkadaşım bişey olsun bu ne böyle? Nerde diğer insanlar? Dayım nerde? Dedem nerde? Herkes 20li yaşlarında olacaksa dayımı tanırım da dedemi nası tanıyacam?
Üşüyorum, deli gibi. Çatlayacam üşümekten. İnsanın ruhu nasıl üşür ki? Hiç ısınmamışsa demek ki. Ankara soğuğundan beter bu soğuk valla. Kesti her yanımı.
Ölmedim demi? Rüyadayım şu an ve saat 6 felan sabah soğuğunu yiyorum. Atlet de giymedim. Bir an gerçekten öldüm sanmıştım.
Ee hani uyanmadım kaç saat oldu?
Tanrım lütfen çok üşüdüm cehennem sıcaktır şimdi oraya gideyim bari. Tövbe tövbe ya. Yapılacak iş mi bu Mert?
Ben sana iyi bir kul olmadım tanrım biliyorum. Ama iyi bir insan oldum. Koskoca Tanrısın senin ne kadar büyük olduğunu biliyorum bir de sana söyleme ihtiyacı hissetmedim. Var olduğundan da şüphe ettim doğrusu hala da ediyorum. Hayır nasıl emin olmamı bekliyorsun onu da anlamadım ki. Aklı verip sınırlayan sensin, mantığı koyan da sensin. Hiç görmediğim, varlığına dair tek bir kanıta rastlamadığım, kısacası var olduğunu bizim bu sınırlı aklımıza ve mantığımıza kabul ettiremediğim bir varlığın olduğuna nasıl yürekten inanmamı beklersin? İman önemli evet. Ama ne kadar iman edersem edeyim somut bir kanıt göstermezsen ben senin varlığına nasıl %100 inanayım? Aklım almıyor gerçekten. Dua ettim o kadar. Eğer birini bile kabul etseydin sana inanırdım ve bir daha sorgulamazdım. Ama bir tanesi bile kabul olmadı. Halbuki piyangoyu kazanmak felan da istememiştim.
Ama sonuçta senin yarattığın kullarız. İstersen hayat verdiğin gibi hayatımı da alabilirsin ama acı çektirmek niye? Onu anlamıyorum. Madem kötü bir adam olacağım büyüyünce hiç yaratmasaydın. E yarattın kötü adam oldum niye beni cezalandırıyorsun tanrım?
Neyse hikmetinden sual olunmaz tabi.
Ve Tanrının sesini duydum. Ses demek doğru olmaz. Sanki tüm benliğim haykırıyormuş gibi hissetim. " Sen benim bir parçamsın, ne seni ne de başka bir kulumu cezalandıracağım merak etme. Dünyadaki kötülüklerin de sebebi ben değilim. Ben kullarıma seçim hakkı ve akıl verdim ve en önemlisi güç ve cesaret verdim. Kötülükleri durdurabilirdiniz ama korktunuz. Korkalığınızın sorumlusu ben değilim. Bu dünya bir sınav ve kısacık ömrü var ölünce hiç bir şey kalmayacağına göre yapılan kötülükler de bir kabustan ibaret. Gördüğün kabus için uyandıktan sonra kendine kızıyor musun ya da kabustakileri cezalandırıyor musun? Onlar hiç yaşanmadı ve geçip gitti. Çekilen acılar gerçekten var olmadı bir hayaldi hepsi merak etme.
Dualarını kabul ettim ama sen fark etmedin. Varlığıma kanıtlamaz. Kanıtlamaz bir varlığı kanıtlamaya çalışmak aptallık ve ben seni aptal ol diye yaratmadım Mert. Dünya üzerinde %100 inanabileceğin bir şey var mı da bana inanmak için %100 iman istiyorsun? Varlığını kanıtlayamadığın şey yoktur diye düşünmeyi sana yakıştıramadım. Varlığını kanıtlayamadığın şey ya yoktur, ya da sadece varlığını kanıtlayamamışsındır. Gördüğün üzere yokluğuma da %100 inanamazsın. O zaman neden benden kanıt istiyorsun ki? Bana inanmamayı seçebilirsin ki bu daha zor bir yoldur. Ama inanmamanı matematiksel verilerle doğru göstermeye çalışman ikiyüzlülük olur ve bilirsin ben ikiyüzlüleri sevmem. İnansaydın her şey daha kolay olacaktı ama sen mantığının ve diğer insanların seni aldatmasına göz yumdun, kendini gerçek sandığın şeylerle kandırdın. Sen benim olmadığıma inanmıyor değilsin sadece dularını kabul etmediğimi düşündüğün için kızgınsın. Ve hissettiğin gibi varım.
Ben kullarım beni hissettikleri kadar varım " dedi.
Bişey diyemedim, ne diyebilirdim ki?
Ve tekrar aynı his; " Cevabını istediğin soruların bunlar olduğunu sanmıyorum. Samimi ol ve cevabını gerçekten bilmek istediğin soruyu sor "dedi
Kaydol:
Kayıt Yorumları
(
Atom
)
cuma günü tanıştım sizle bir yazınız dolayisi ile..
YanıtlaSiladama bak benim dusuncelerimi, yazdığım şeylerin benzerini blogda yayınlamış.. biraz kızdım, biraz kıskandım (tamam kabul, kıskanma kısmı biraz değil) bu sabaha doğru hasta olduğum için aşırı üşümeden titremeden uyanınca o haldeyken nasıl aklıma geldiyse diğer yazılarınızı okuyayım dedim..yayınladığınız son yazıyı okudum...tarih ve saati görünce şaşırdım... bence bir işaret :)
Bana da oluyor aynısı ben de kızıyorum :D ama kızmaktan daha çok seviniyorum yalnız değilmişim benimle aynı düşünceleri olan insanlar varmış diyorum. Sağolun var olun. Bence de bi işaret olabilir. Yazılarını mail atarsan yayınlayabiliriz.
YanıtlaSilkoskoca tatilde bir türlü blogun ismini hatırlayamadım..iki yazı okudum hatırladığım kelimeleri misafirlerden fırsat buldukça arattırdım denk gelemedim..bugün ankaraya dönüyorum, tekrar kosusturmacaya :( nasıl olduysa buluverdim şu anda..
Silvakamijin diye aratsan direkt çıkardı aslında :D sevindim sonunda bulduğuna hoşgeldin :D
SilTanrıyı aramadaki amaç nedir.Yüksek bir yere çık, sehri tepeden görebileceğin
Silbir yer olsun.Kızıl bir deniz göreceksin ve altında yaşayan minik insanlar,tek yaptıkları bahşedilen bedenleri koordinalarını belirlemek.Peki inan ne yapmalı fark etmeli tepesindeki gökyüzünün yokluğunu ,hakikatin yokluğun ardında olduğunu ve ruhuyla haykırmalı sonun sonsuz olduğunu.
(Karmaşık düşünceler yerine derinde yalnızca cesurların bulabileceği düşüncelere yönelmelisin.)
Tanrıyı aramaktaki amacı aramak saçma. Körü körüne, düşünmeden inanmaktansa düşünüp inanmamayı tercih ederim. Düşünce histen üstündür kanaatimce.
SilKöpek neye inanır yada. bir robot neye inanır.Cevap basit sadece inanır ,ama insan sadece inanmaz, düşünür.Düşününce neye inancağını bulur.Aslında yaptığı sey kendi düşüncesine inanmaktır.
SilAyrıca adsız gördüğün her ışığa aldanma asıl yapman gereken karanlıkla bezenen gökyüzüne bakmak orda cevabı göreceksin. İşaret adını verdiğin şey aptalca bir yanılgı,tek gerçek y ruhunun fısıldadıkları duyabilirsen hakikatide bulabilirsin.
YanıtlaSil