1 Ağustos 2014 Cuma

Temmuzuma Övgü ve Ağıt - II


...



           Yorgun geçen bir günün ardından yatağıma yattığımda, beynim hala hayal kuracak enerjiye sahipse, kendi kendime o gün ne yapmak isteyip de yapamadıysam temmuzda yapacağım yalanını söylerim: “Hele bir tatil başlasın…” İnsan, yalan söyleme yetisini kendisine veren beynine bile yalanlar söyleyebilmeli. Çünkü onun da gerektiğinde dertleşmeye, biraz pışpışlanıp avutulmaya ihtiyacı vardır. Bu naif yalanlar olmasaydı delirmek işten bile değildi. Söylediğim yalanların çoğunun kendim dahi hatırlamam. Maalesef o iş de son yıllarda benden bağımsız hareket eden beynimin sorumluluğunda. Biz bir bedende birbirine gelecek hakkında yalanlar söyleyen iki kişiyiz. Birimiz anı yaşamaya çalışırken diğerimiz ya geçmişi didikleyip ötekine unutturmamakla ya da geleceğin bulanıklığını ötekinin gözüne sokup korkutmakla meşgul. 



           Düşlerim genellikle kendimi nasıl geliştireceğimle, o ana kadarki benlerin yanına nasıl bir ben daha koyabileceğimle ilgilidir. Özgürlük, insanı daha bir çoğaltıyor. Kendi başınayken biliyor gerçekten çalışmak neymiş. Başka bir insanın hazırladığı sınav kağıdına kendini daha şirin gösterebilecek şeyler nelerdir onları ezberlemek değilmiş çalışmak. Emirler yağdıran birinin işini para karşılığı yapmak değilmiş. Kendim için kendimle birlikte uğraş vermek, nasıl daha fazla kendim olabilirim onu keşfetmekmiş çalışmak. Naziler doğru bir şeyi tersten yazarak hata etmişler sanırım: “Çalışmak özgürleştirmez; özgürleşmek çalıştırır.”


           Ne yazık ki içime sığmayan ve planlarımı düşündükçe boşalan beynimi yeniden dolduran neşe, belli sebeplerle hüsrana uğradı. Başta sadece bir sınavdan kaldığım için tatilimi bölmek zorunda kalmam geliyor. Kafamdaki planları derhal uygulamaya geçirmek veya bunları ertelemek ama yine de moralimi bozmamak üzere evimde olmam gereken bir günde gözümü açtığımda her nasılsa bir öğretmenevinin lokalinde çay içip ders çalışırken bulmuştum. Önümde duran nottaki sarı fosforlu kalemle çizdiğim yerler, haziranda yaptığım tatilin üzerine siyah çizgiler çekmişti. Bazı insanların bulsa dua edeceği 15 günlük haziran tatili, istediği olmayınca kollarını bağlayıp dudağını büzen şımarık bir çocuk edasıyla tarafımdan yok sayılıveriliyordu. İnsan gelecek günlerin kıymetini bilmeyeceği gibi, daha sonra pişmanlık ve özlemle yad edeceği geçmiş günlerin de kıymetini bilmiyordu. Bu mükemmeliyetçilik, her şey tam istediğim gibi olsun memnuniyetsizliği nasıl yitirilmiş bir zaman yumağına dönüşecek sonra anlatacağım. Maktul olan temmuzumun bir diğer katili de ramazan olsa gerek.


...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Ziyaretçi Künyesi

Online

 

LIGHTSFROMDARKSOULS . Copyright 2008 All Rights Reserved Revolution Two Church theme by Brian Gardner Converted into Blogger Template by Bloganol dot com

Blogger Gadgets