27 Ağustos 2016 Cumartesi

Kaos - Bölüm 2

    Bomboş geçen günlerinin üzüntüsü ve günlerinin bomboş geçmemesi için yapabileceği şeyleri yapmasını engelleyen inanılmaz tembelliği arasında sıkışmış, ağzındaki iğrenç metal tadıyla yatağa kendi atmıştı. Uykuya dalmak üzereyken üzerinde bir serinlik hissetti, yorgana sarıldı. Serinlik beraberinde hayatında hiç hissetmediği tarif edilemez bir duyguyu getirdi.
-          -  Merhaba Ra, şu an delirdiğini düşünüyorsun, düşünme. Tam karşındaki aynaya bak ve sakın bağırma.
   Ayna yerinden hareket etti ve Ra’nın tam sağında ona önü dönük şekilde havada asılı kaldı.    Aynanın arkasında akışkanmış gibi duran mavimsi bir zemin vardı.
-           - Elini uzat.
   Elini uzatmak istemese de kontrol edilemez şekilde eli aynaya doğru gitti. Aynadan içeri girdi ve artık elini hissetmiyordu. Bağırmak istese de bağıramıyordu. Tek yapabildiği gözlerini kırpmak ve olanlara anlam vermeye çalışmaktı.
    - Sana maddenin ve insanlığın tarihi üzerinde çok kısa bir açıklama yapacağım ve seni çok istediğin şeye kavuşturacağım.
   - Madde; enerjinin sıkılaştırılmış inanılmaz yoğunluktaki halidir. İnsanın gücü ise enerjisini kontrol edebilmesidir. Eğer enerjine hükmetmeyi başarırsan her şeye hükmedebilirsin. İnsanoğlu uzak gelecekte bunu başardı ve üst bilinç geliştirerek sizin şu an yaşadığınız 3. Boyuttan 4. Boyuta terfi etti.
   Seni neden seçtiğime gelince, içindeki iyilik muazzam boyutlarda ve böyle bir paranormal olayı zihninde canlandırdığın için seni ikna etmek kolay olacak diye düşündüm.
   Peki, neden 3. Boyuttaki canlılarla uğraşayım ki değil mi? Çünkü içimizden birisi bir deney yapmaya karar verdi. Sanıyorum bu sizin evriminize kötü etki edecek dolayısıyla bize de büyük zararı dokunacak hatta yok olmanın eşiğine geleceğiz. Bu deneyin ne zaman ve ne şekilde olacağını bilmiyorum. Tek bildiğin senin gibi 3. Boyuttaki bir insan kullanılacak. Zamanı geldiğinde anlayacaksın.
   Şimdi, sana verdiğim güç kötü enerjiyi yok edebilmek. Ne için kullanacağını zaten biliyorum. Bir daha karşılaşma ihtimalimiz çok az. Kendi başınasın. İyi şanslar.
   Ayna eski yerine dönmüş, elinin kontrolünü geri kazanmış ancak olanlara hala anlam verememişti.     Uyanmak için çabaladı ancak uyanıktı. Uyanamayacağını anlayınca uyumaya çalıştı. Onu da beceremedi.

.


   Tamamen beyazlıkla donatılmış, insanda hiçlikteymiş hissi uyandıran odasında bir sonraki hastasını bekliyordu. İnsanları enerjiyle iyileştirebilme gücünü kazanmasının üstünden 2 yıl, bu gücünü kullanabilmeyi keşfetmesinin üzerinden 1 yıl geçmişti. Odaya yaşlı bir erkek ve 16 yaşlarında hasta bir kız girdi.
   - Buyurun. Kızımızın beyninde tümör var gördüğüm kadarıyla.
   - Dedikleri kadar varmışsınız. Son çare size geldik.
   - Tabi. Siz babası mısınız?
   - Dedesiyim. Yetim bu çocuk.
   - Tamam, siz çıkın dışarı işlem bitince size haber verilecek.
   - Peki. Korkma kızım, iyi olacaksın.
   - Adın ne senin?
   - Yua
   - Tamam Yuacığım çıkar üstündekileri bakalım.
   Kız kazağını çıkardı.
   - Hepsini çıkar ne varsa.
   Şaşırmış ve korkmuştu. Başlangıcı ve sonu belli değil gibi görünen bembeyaz bir odada bembeyaz bir adam karşısında kömür gibi parlıyordu.
   -Korkma abicim çıkar ben doktorum utanma olmaz tıpta.
   Utana sıkıla çıkardı üstündekileri
   - Yüzüstü uzan şuraya.
   - Şimdi senden istediğim en mutlu olduğun anı düşünmen. Gerçek olmasa da olur en mutlu olduğun yere git zihninde.
   Yua gözlerini kapatıp düşüncelere daldı.
   Ra bir elini kızın alnına diğer elini de kalbinin üstüne koydu.
   - Çok güzeeeel. Şimdi kalbine doğru bastıracağım, korkma. Gözlerini açma, en mutlu olduğun anı düşünmeye devam et.
   Ra’nın eli kızın göğsünden içeri kaydı. Kız hissetmemişe benziyordu. Diğer eli kalbine doğru kayarken kalbini tutan eli de yukarı doğru çıkmaya başlamış boğazında birleşmişti.
   - Gözlerini açmıyosun, güzeel. Şimdi ağzını kocaman aç bakim. Eveet. Ağzında kötü bir tat hissedeceksin korkma sakın sen düşünmeye devam et.
   Ağzında katran birikmeye başladıkça kız nefes alamamaya ve öksürmeye başladı.
   - Tamam gözlerini aç kus yere şimdi.
   Kız yere bir avuç dolusu zift kustu. Yüzüne sabitlemiş bir gülümsemeyle sarıldı.
   - Zatria de kayni!
   - Fıratlı mısın?
   - Tare.
   - Telerin dilini anlıyorsun ama konuşamıyorsun sanırım.
   - Tare.
   - Anladım. Geçmiş olsun. Şu beyaz elbiseyi giy. Dedenin yanına gidelim.
   Genç kızla odadan dışarı çıktılar. Herkes pür dikkat televizyonu izliyordu. Televizyonda bir adam bağırıyordu : “15 gün içinde ülkedeki tüm Fıratlılar öldürülmezse ülkeyi yok edeceğim
Ra odadan çıkınca herkes televizyonu bırakıp bu ışıktan oluşmuşa benzeyen adamı izlemeye koyuldu. Kızın dedesi kızını görünce koşarak yanına geldi, Ra’nın elini öpmek için hamle yaptı. Sonra sarılıp ağlamaya başladı.
   - Zatria de kayni te Mikaeli.

Fırat dilinde bu Allah senden razı olsun Mikail demekti.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Ziyaretçi Künyesi

Online

 

LIGHTSFROMDARKSOULS . Copyright 2008 All Rights Reserved Revolution Two Church theme by Brian Gardner Converted into Blogger Template by Bloganol dot com

Blogger Gadgets