Bomboş geçen günlerinin üzüntüsü ve günlerinin bomboş
geçmemesi için yapabileceği şeyleri yapmasını engelleyen inanılmaz tembelliği
arasında sıkışmış, ağzındaki iğrenç metal tadıyla yatağa kendi atmıştı. Uykuya
dalmak üzereyken üzerinde bir serinlik hissetti, yorgana sarıldı. Serinlik
beraberinde hayatında hiç hissetmediği tarif edilemez bir duyguyu getirdi.
- - Merhaba Ra, şu an delirdiğini düşünüyorsun,
düşünme. Tam karşındaki aynaya bak ve sakın bağırma.
Ayna yerinden hareket etti ve Ra’nın tam sağında ona önü dönük şekilde havada asılı kaldı. Aynanın arkasında akışkanmış gibi duran
mavimsi bir zemin vardı.
- - Elini uzat.
Elini uzatmak istemese de kontrol edilemez şekilde eli
aynaya doğru gitti. Aynadan içeri girdi ve artık elini hissetmiyordu. Bağırmak
istese de bağıramıyordu. Tek yapabildiği gözlerini kırpmak ve olanlara anlam
vermeye çalışmaktı.
- Sana maddenin ve insanlığın tarihi üzerinde çok
kısa bir açıklama yapacağım ve seni çok istediğin şeye kavuşturacağım.
- Madde; enerjinin sıkılaştırılmış inanılmaz yoğunluktaki
halidir. İnsanın gücü ise enerjisini kontrol edebilmesidir. Eğer enerjine
hükmetmeyi başarırsan her şeye hükmedebilirsin. İnsanoğlu uzak gelecekte bunu
başardı ve üst bilinç geliştirerek sizin şu an yaşadığınız 3. Boyuttan 4. Boyuta
terfi etti.
Seni neden seçtiğime gelince, içindeki iyilik muazzam
boyutlarda ve böyle bir paranormal olayı zihninde canlandırdığın için seni ikna
etmek kolay olacak diye düşündüm.
Peki, neden 3. Boyuttaki canlılarla uğraşayım ki değil mi?
Çünkü içimizden birisi bir deney yapmaya karar verdi. Sanıyorum bu sizin
evriminize kötü etki edecek dolayısıyla bize de büyük zararı dokunacak hatta
yok olmanın eşiğine geleceğiz. Bu deneyin ne zaman ve ne şekilde olacağını
bilmiyorum. Tek bildiğin senin gibi 3. Boyuttaki bir insan kullanılacak. Zamanı
geldiğinde anlayacaksın.
Şimdi, sana verdiğim güç kötü enerjiyi yok edebilmek. Ne
için kullanacağını zaten biliyorum. Bir daha karşılaşma ihtimalimiz çok az.
Kendi başınasın. İyi şanslar.
Ayna eski yerine dönmüş, elinin kontrolünü geri kazanmış
ancak olanlara hala anlam verememişti. Uyanmak için çabaladı ancak uyanıktı.
Uyanamayacağını anlayınca uyumaya çalıştı. Onu da beceremedi.
.
Tamamen beyazlıkla donatılmış, insanda hiçlikteymiş hissi
uyandıran odasında bir sonraki hastasını bekliyordu. İnsanları enerjiyle
iyileştirebilme gücünü kazanmasının üstünden 2 yıl, bu gücünü kullanabilmeyi
keşfetmesinin üzerinden 1 yıl geçmişti. Odaya yaşlı bir erkek ve 16 yaşlarında
hasta bir kız girdi.
- Buyurun. Kızımızın beyninde tümör var gördüğüm kadarıyla.
- Dedikleri kadar varmışsınız. Son çare size geldik.
- Tabi. Siz babası mısınız?
- Dedesiyim. Yetim bu çocuk.
- Tamam, siz çıkın dışarı işlem bitince size haber verilecek.
- Peki. Korkma kızım, iyi olacaksın.
- Adın ne senin?
- Yua
- Tamam Yuacığım çıkar üstündekileri bakalım.
Kız kazağını çıkardı.
- Hepsini çıkar ne varsa.
Şaşırmış ve korkmuştu. Başlangıcı ve sonu belli değil
gibi görünen bembeyaz bir odada bembeyaz bir adam karşısında kömür gibi
parlıyordu.
-Korkma abicim çıkar ben doktorum utanma olmaz tıpta.
Utana sıkıla çıkardı üstündekileri
- Yüzüstü uzan şuraya.
- Şimdi senden istediğim en mutlu olduğun anı düşünmen.
Gerçek olmasa da olur en mutlu olduğun yere git zihninde.
Yua gözlerini kapatıp düşüncelere daldı.
Ra bir elini kızın alnına diğer elini de kalbinin üstüne
koydu.
- Çok güzeeeel. Şimdi kalbine doğru bastıracağım, korkma. Gözlerini
açma, en mutlu olduğun anı düşünmeye devam et.
Ra’nın eli kızın göğsünden içeri kaydı. Kız hissetmemişe
benziyordu. Diğer eli kalbine doğru kayarken kalbini tutan eli de yukarı doğru
çıkmaya başlamış boğazında birleşmişti.
- Gözlerini açmıyosun, güzeel. Şimdi ağzını kocaman aç bakim.
Eveet. Ağzında kötü bir tat hissedeceksin korkma sakın sen düşünmeye devam et.
Ağzında katran birikmeye başladıkça kız nefes alamamaya ve
öksürmeye başladı.
- Tamam gözlerini aç kus yere şimdi.
Kız yere bir avuç dolusu zift kustu. Yüzüne sabitlemiş bir
gülümsemeyle sarıldı.
- Zatria de kayni!
- Fıratlı mısın?
- Tare.
- Telerin dilini anlıyorsun ama konuşamıyorsun sanırım.
- Tare.
- Anladım. Geçmiş olsun. Şu beyaz elbiseyi giy. Dedenin
yanına gidelim.
Genç kızla odadan dışarı çıktılar. Herkes pür dikkat
televizyonu izliyordu. Televizyonda bir adam bağırıyordu : “15 gün içinde ülkedeki
tüm Fıratlılar öldürülmezse ülkeyi yok
edeceğim”
Ra odadan çıkınca herkes televizyonu bırakıp bu ışıktan oluşmuşa benzeyen adamı izlemeye koyuldu. Kızın dedesi kızını görünce koşarak yanına geldi, Ra’nın elini öpmek için hamle yaptı. Sonra sarılıp ağlamaya başladı.
- Zatria de kayni te Mikaeli.
Ra odadan çıkınca herkes televizyonu bırakıp bu ışıktan oluşmuşa benzeyen adamı izlemeye koyuldu. Kızın dedesi kızını görünce koşarak yanına geldi, Ra’nın elini öpmek için hamle yaptı. Sonra sarılıp ağlamaya başladı.
- Zatria de kayni te Mikaeli.
Fırat dilinde bu Allah
senden razı olsun Mikail demekti.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder