17 Kasım 2013 Pazar

Fosforlu Saat

Kapranlık bir odada yorganın altına sığınmış vaziyette karanlığı daha da karartmaya çalışırken bir ışık gözüme çarptı. saatim parlıyordu. ilk defa fosforlu akrep ve yelkovanla karşılaşıyordum. demek ki benim odam bu kadar karanlık değilmiş diye düşünmedim. Sadece mutlu oldum. Yorganın altında sırıtarak saate bakıyordum. Saniyeleri göremesem de yelkovanın minik hareketleri gözüme çarpıyordu. Tam olarak 2 dakika geçti ve ben hala mutlu ve huzurluydum. Mutluluğumun bu kadar küçük bir şeye bağlı olmasına üzülmedim çünkü hala hiçbir şey düşünmüyordum sadece saatime bakıp mutlu bir şekilde zamanın akmasını izliyordum. Çok uzun zamandır ilk defa zaman bensiz akıyordu. Çok uzun zamandır ilk defa zamanın akmasını dışardan izliyordum. Zaman benim yanımdan geçip gidiyor, beni farketmiyordu bile. Zamansızlığın tam ortasındaydım.

Tam olarak 5 dakika geçti.

Mutluluğa katlanamayan kıskanç beynim bana haftaya yapmak istediğim şeyleri hatırlattı. Sonunda beni mutlu edecek şeylerin hayalini kurdurdu. Hayal kurmaya başladığım an zaman beni farketti ve üzerime çullandı. Mutluluğum yerde kanlar içinde yatarken zamanın kollarımdan tutuşunu ve sürükleyişini hissettim. Güzel hayallerdi halbuki neden mutsuz oldum diye düşünmeye başladığım an geçmiş çıkageldi. Çünkü düşünmenin cezası geçmişti. Geçmişte yaptığım tüm hatalar birer birer üstüme geliyor beni çekiştiriyordu. 

Geçmiş ile gelecek arasına sıkıştığım halde şimdide değildim. Nerdeydim?

Mutsuzlukta.

" Amına koyum hayat gibi amına koyum ya " diyerek uyumaya çalıştım. Zihnimde her zaman olduğu gibi yine binlerce kılıçla gövdemin delindiği, içinden karanlığın aktığı imgesi canlandı, yerini kendimi tutup göğüs kafesimden ikiye ayırdığım imgesi aldı.

" Geçmiş geçmişte kalmıştır, gelecekse henüz gelmemiştir " kim demişse tam bir gerizekalıymış. Geçmiş asla geçmez, gelecek ise hiç bir zaman gelmeyecek olandır. Geçmişe geçmiş diyenle geleceğe gelecek diyen aynı ironi manyağı insandı sanırım.

Fosforlu saatimin bana gösterdiği; anın içinde olduğun an yaşadığın idi. Çünkü mutluluk asla hareket etmeyen, evrenin en sabit şeyi ve zihin ise hareketin kendisi. Eğer 1 saniye için de olsa zihnini durdurabilirsen mutluluğu yakalayabilirsin.

Ertesi gece evime geçip yatağıma yattım, yorganı üzerime çektim sırf saatimin fosforunu göreyim diye bir çocuk gibi küçücük şeye hayatımı sığdırmıştım. Ama saatin fosforu yanmıyordu. Yansa bile ilk anki heyacanı olmayacaktı. Tekrar küfrettim ve uyumaya çalıştım.

O sırada hayatın amacını da buldum. Hayatın amacı yaşamaktı. Yaşamak, sonsuza dek yaşamak. Yaşamak için yaratıldığımıza göre amacımızın da yaşamak olması zihinleri zorlayacak bir şey değildi elbette. Elma soysun diye ürettiğin robot elma soyunca neden elma soyuyorsun dersen alacağın cevap bellidir.

Sonsuza kadar nasıl yaşayacağız diye düşünürken annem öksürdü içerden. Annem, anne, evlat. Annem beni yaşatmıştı. Yaşamının bir kısmını bana aktarmıştı. Ölecek olan bir çiçeğin tohumunu alıp ekmek gibiydi. Çiçek ölümsüz olacaktı böylece. 

Sonsuza dek yaşamak için acı içinde kıvranan bir yaşam yaratmak bana canice geldi. Ben sonsuza dek yaşamak istiyorum diye daha yaşamak isteyip istemediğini bile soramadığım bir canlıyı yaratmak bencillikti. Ama ruhumu bu bedende tuttuğum sürece bedenim ölecek ve ruhumu da beraberinde götürecekti. Ne yapmalıydım? Ruhumu nasıl saklamalıydım? Şu hayatta yapabildiğim tek şey olan yazıya sığındım. Bedenim ölse bile ruhumun bir parçası, düşüncelerim kalacaktı. Yazmaya karar verdim. Ölene kadar yazmaya. Ruhumu tüketene kadar yazmaya. Ta ki ruhum bitip bedenim bomboş kalana dek.

Sonra uyudum, okula gittim. Ruhunun farkında bile olmayan insanları gördüm. Belki de tanrı onlara ruhunu vermemişti. Heba eder diye düşünmüştü herhalde. 

Eve geldim yazayım dedim, yazamadım. Yaşama derdine düşüp ruhumun aktığını farkedememiştim. Yolda sızdırmıştım ruhumu. Neyse siktiret dedim. Çay koydum, o ses türkiye izleyip " ebru gündeşi seçecek " dedim. 

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Ziyaretçi Künyesi

Online

 

LIGHTSFROMDARKSOULS . Copyright 2008 All Rights Reserved Revolution Two Church theme by Brian Gardner Converted into Blogger Template by Bloganol dot com

Blogger Gadgets