17 Kasım 2013 Pazar

Güzel ve Çirkin

Çok eski zamanlarda krallığın birinde çok güzel bir prenses yaşarmış. Kral evlilik çağına gelen prensesi evlendirmek istemiş. Krallığın başına bela olan devi öldüren cesur şövalyeye kızını vereceğini duyurmuş. Bunu duyan nice şövalye prensesle evlenmek için devin karşısına çıkmış. Ama 5 metre boyundaki bu dev hepsini yemiş. 

Çok uzak diyarlardan bir prens devi öldürmeye karar vermiş. Mertliği dillere destan bu prens, diğer şövalyelerin yaptığı gibi karşısına mertçe çıkmamış. Dev uyurken gizlice mağarasına girip devin boynuna indirmiş kılıcı. Acı içinde uyanan dev ayağa kalkamadan bir daha indirmiş kılıcını prens. Sonra bir daha, bir daha bir daha. Sonunda başını koparıp krala götürmüş.

Devi öldüren bu yiğit delikanlıya kızını vermiş kral. 40 gün 40 gece düğün yapmışlar ve prenses ile prens sarayda yaşamaya başlamış. Prens prensese delicesine aşık olmuş. Ama prenses prensi sevmiyormuş. Sevdiği başka birisi varmış. Krallığın köylerinden birinde yaşayan bir oduncuya aşıkmış.

Prens prensesin onu sevmediğini, başkasını sevdiğini, gece o uyurken çıkıp gizli gizli ona gittiğini biliyormuş ama prensesi o kadar seviyormuş ki bilmiyormuş gibi davranıyormuş. Prensesin onun yanında olması ona yetiyormuş. 

Bir gün prens bu adamı çok merak etmiş. Prenses bu kadar sevdiğine göre dünyanın en yakışıklı adamı olmalı herhalde demiş. Prenses bir gece gizlice çıakrken onu takip etmiş. Adamla prenses tartışıyor gibiymiş. Adam sinirlenerek bir şeyler söylemiş, prenses ayağına kapanmış ama adam kapısını kapatıp prensesi dışarıda bırakmış. Prens hemen saraya geri dönüp yatağa girmiş. Prenses yatağa girdiğinde prense sarılmış.

Prens ne kadar mutlu olsa da prensesi üzen adamın canını almayı kafasına koymuş. Kimse prensesimi üzemez demiş. Adamı öldürünce prenses üzülecek olsa da bu yaptığı cezasız kalamaz diye düşünmüş.

Ertesi gün ilk iş adamın evine gitmiş. Adam dışarıda oturuyormuş. Yanına gitmiş adamın yüzüne bakmış. Adam o kadar çirkinmiş ki midesi bulanmış. 

" Seni nasıl sevebildi ki " demiş. " Sen de kimsin be adam " diyecek olmuş adam ama prensi görünce diz çökmüş. " Seni nasıl sevebildi neyini sevdi be adam hiç de güzel değilsin ki demiş " diye tekrar sormuş prens. " Ne söylediğiniz hakkında bi fikrim yok prensim " demiş adam. " Prens adama kızarak " Ne yaptığınızı biliyorum ama ses etmiyorum sadece söyle senin neyini sevdi bu kadar ve ona dün gece ne dedin de üzdün prensesimi " demiş prens. Adam anlatmaya başlamış

" Prensim, prenses bana aşık, sizden önce de sizle evlendikten sonra da kapıma gelip bana aşık olduğunu birlikte olmamız gerektiğini söyler. Ben de ona onu sevmediğimi gidip prensiyle mutlu olmasını söylerim. Dün gece de yine aynı şeyi söyledim. Artık peşimi bırakmasını, onu sevmediğimi, asla sevmeyeceğimi kıyamet kopsa bile birlikte olamayacağımızı anlattım. Beni neden sevdi bilmiyorum " 

Öylesine güzel bir prensesi kim sevmez ki adam delirmiş olmalı diye düşünmüş prens ve sormuş " Sen nasıl sevmezsin ki onu? onu sevmeyecek insan delirmiş olmalı " 

" Prensim özür dileyerek söylemeliyim ki prensesimiz çok da güzel değil. Hatta çirkin bile diyenler var etrafta " demiş adam.

Duyduklarına inanamıyormuş prens. Prensesine nasıl böyle hakaret edebilirdi bu adam. Ölmeyi hakediyordu.

Adamı ayağa kaldırmış ve kalbine kılıcını saplamış. Biraz can çekiştikten sonra ölen adamın göğsünde kılıcı döndürerek kalbini açığa çıkarmış. Damarlarını kesmiş ve kalbini söküp almış.

Saraya gelip prensese vermiş kalbi. " Al artık onun kalbi senin oldu " demiş.

Prenses bayılmış. Ayılınca kalbi tekrar görmüş ve ağlamaya başlamış. " O adam seni hiç sevmemiş, hatta sana çirkin bile dedi " demiş prens. Prenses göz yaşları içinde " biliyorum " demiş. " çirkinim ben " "siz dünyanın en güzel kızısınız prensesim böyle şeyler söylemeyin " " hayır çirkinim o yüzden sevmedi beni. Kendine layık görmedi beni. o dünyanın en yakışıklı adamı, bense dünyanın en çirkin kızıyım " demiş. 

Kafası karışmış prensin. Şaşkınlıktan saçmalamaya başlamıştı herhalde diye düşünmüş.

" Nasıl olur prensesim o, o kadar çirkin ki kurbağalar bile kendine eş olarak almaz "

" Sen kendine aynada hiç bakmadın herhalde prensim, her ne kadar beni çok seviyor olsan da o çirkin dediğin adamdan daha çirkinsin "

Kafayı yemek üzereymiş prens. Saraydan koşarak çıkmış. Yolda gördüğü ilk adama sormuş " Doğruyu söyle yoksa kelleni uçururum anladın mı? Mutlak doğruyu. Kızmayacağım öğrenmem gerek. Ben çirkin miyim? "

Adam önce korksa da prensin gözleri yaşlı halinden cesaret alıp " Evet prensim size çirkin diyenler var " demiş " Peki prenses güzel mi? " " Sizin kadar güzel prensim " diyebilmiş adam.

Prens adamın kellesini oracıkta uçurmuş.

Gölün kenarına gelmiş, Sudaki yansımasına bakmış. Kendini bırakmış göle. yavaşça dibe çökmüş ve artık çirkin değilmiş, ölüymüş.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Ziyaretçi Künyesi

Online

 

LIGHTSFROMDARKSOULS . Copyright 2008 All Rights Reserved Revolution Two Church theme by Brian Gardner Converted into Blogger Template by Bloganol dot com

Blogger Gadgets