Ne kadar değiştiğimi görmek için baktığım fotograflarda ne kadar değişmediğimi görüyorum. Her şey aynı. İşin üzücü kısmı da 10 senede değişmemiş olmam değil, 20 sene sonra da değişmeyecek olmam. Bir travma yaşamadığım müddetçe değişmeyeceğimden eminim. Zihinsel bir süreçle de kendimi değiştiremeyeceğime göre...
En iyisi olduğun kişiyi kabullenmek. Kabullenemiyorum.
Napıyoruz lan biz? Napıyoruz amına koyim? Onu anlamıyorum. Ne için bu yaşamak? Bu huzursuzluk neden? Huzursuz olmak için hiçbir sebebim yokken hem de.
Geçmiş mi? Bırak ulan yakamı. Gerizekalının tekiydim işte. Kabul ediyorum. Artık rahat bırak beni.
Hayır geçmiş de değil. Gelecek mi? Ne bileyim? Huzur bulacağımı düşündüğüm duraklara ulaştım. Ama yok. Niye yok diye diye azıcık mutluluğu da kararttım.
Belki de huzur bulmamalıyızdır? Cevap budur. Çok merak ediyorum. Lütfen söyleyin: Mutlu musunuz? Bende mi bi sorun var?
Benim teorik olarak mutlu olmam lazım lan. Bu huzursuzluk nerden geliyor? Yaşlanıyor muyum? İçimdeki ateş sönüyor gibi hissediyorum.
Geri kalan yaşamımı o ateşin közüyle devam ettirecek gibi hissediyorum.
Ne bileyim ya. Yazamıyorum da. Ateş mateş kalmadı ki. Bomboş bir insan oldum. İstemediğim şeyleri yapıyorum. İstediğim şeyleri yaptığımda da o kadar da çok istemediğimi farkediyorum.
Belki de hayat normalleşme eğilimindedir. Uzun süredir mutluyumdur. Alışmışım ve farkına bile varmamışımdır. Belki de bir düşüş yaşamam gerek. Bilemiyorum.
Gençlik ateşim söndü. Sebep bu. Yaşlandım. Artık yaptığım her şey alışkanlıktan. Birkaç şey hariç hiçbir şeyden zevk alamıyorum. Eskinden zevk aldıklarımdan da.
Hayallerim zaten gerçekleşemeyecek kadar uçuk şeyler olduğundan tutunacak bir hayal dalım da yok.
Bir poşet gibi yaşıyorum. Ne olacak hiç bilmiyorum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları
(
Atom
)
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder