Küçükken üzerimde olan siklememezliğin insanlarca
yorumlanmasıydı olgunluk. O oyuncak alnımazdı, o yemek pişirlmezdi, oraya
gidilmezdi ama diğerleri gibi zırlayıp ağlamazdım ve yaşına göre çok olgun diye
yüceltirlerdi beni. Hiç bisikletim olmamıştı mesela, ne zaman bisiklet mevzusu
açılsa, babana aldırsana oğlum bisiklet diye gaza getirmeye çalışsalar,
farketmez derdim. Hiç değişmedim, büyüdüm, adam olamadım, çevremdeki olup
biteni yine siklemedim. Ülke nereye gidiyor, okul ne zaman bitiyor, bak şu adam
ölüyor… Bu sefer de "boş adam, senden adam olmaz, bu rahatlıkla senden bir bok
olmaz" demeye başladı babam, büyüklerim. Oysa ben hiç değişmedim, toplumun
istediği davranışları gösterebilmekti olgunluk, ben hiç toplumu siklemedim,
onlar da beni siklememeye başladı. Ha siklemezlerse siklemesinler, zerre
sikimde değil.
Kendimden öyle bir tiksiniyorumki bazen, öyle bir nefret
ediyorum işte. Dışarıdan biri baksa, biraz da gülümsesem adam sanarlar beni,
iyi biri belki… Özümde de iyi değilim sanırım, nedeni hiç olamamış olmam
olabilir. Olmayan bir şeyi iyi kötü diye ayırt etmek akıl işi değil. Bu yüzden
yok olamıyorum bak, var olabilseydim çok rahat ölebilirdim, varlığın temel
amacı yok olmaktır çünkü.
Bazılarımız için hayat ne de güzel olabiliyor, garip. Çok
garipsiyorum ben. Mutlu olduklarına emin olduğum insanlar var. Onlar için hayat güzel
olabiliyor ya, ne güzel. Bu bazen –nadir de olsa- beni gülümsetiyor. En azından
bu dünyada var böyle şeyler diyorum, suç bendeymiş. Suçun bende olması
gülümsetiyor belki beni, yine kendime olan saygısızlığım ve kendim hakkımda
yaptığım çıkarımlar ve bunları kabullenişim beni mutlu edebiliyor. Aydınlıkla
gülümsüyorum, aydınlığa bakarken. Ama geri geri yürüyorum, karanlığın, pisliğin
içine. Ben oyum çünkü. Ben bir bok olamayacak, hiçbir hayalini gerçek kılamayan,
karaktersiz, gurursuz ve onursuz saçma salak bir formum. Hayallerimin gerçek
olmamasını siklemiyorum mesela, ne hayalim varsa zaten imkansız diyorum,
uğraşmaya gerek duymuyorum. Ama beni öldüren, içimi kemiren, ruhumu çürüten,
beni pisliklere bulaştıran, o imkansız dediğim hayalleri başkasının
yaşamasıdır.
Lakin genelde o mutlu olduklarına emin olduklarıma… Yani
imkansız dediğim hayallerimi yaşayan insanlara… Evet insan onlar, canlarım
benim, adamlar, sütten çıkmış ak kaşıklar, at kaşıklar… Çokca eleştiriyorum
sizi, küfürler ediyorum size. O kadar iğrenç bir insanım işte, kıskançlıktan
öte bir şey bu kesinlikle. Haftasonu sırf ölmemek için, gidip günün her saatine
ayrı ayrı iddaa kuponu yapıp, zaman geçebilsin de ölmeyeyim diyerek boş boş her
maçı izledikten sonra uyumanın ve sabah kalkınca ölmediğin için bir zafer
kazandığını düşünmenin ne demek olduğunu bir düşünün; sevgilinizle yağmurun,
güneşin, üzerine serildiğiniz çimlerin tadını çıkarırken, yahut gezmeye
gittiğiniz yerlerin fotoğraflarını çekmeye başladığınızda içinizde paylaşma hevesi güderken ya da bir amaçla ve
hırsla ders çalışırken…
Şimdi bir durun, yok olacağınızı düşünün ki olacaksınız,
çünkü varsınız. Öleceksiniz ve yok olacaksınız ama sırf o arkasına sığındığınız
başka dünyalara yalakalıklarınız, hastalıklı kılıyor oluşturduğunuz toplumu ve bunu göremiyorsunuz.
Bazen size çok özeniyorum. Ne mutlu size, kendi var ettiğiniz tanrı sizi
seviyor ve her şeyi –her iyiliği ve kötülüğü- sizin için yapıyor.
Not: Ha bak hıdırellezmiş bugün. Bazıları dileklerini kağıda
yazar denize, nehire atarmış. Bazıları ise gül dallarına gerçekleşmesini
istediği hayallerini yazıp, çizip asarmış. Ben o gülü gerçekleşmesini istediğim
yegane hayale verdim, ne kadar ironik değil mi? Sonuç? Sonuç imkansız dediğim
hayallerimi yaşayan, ve tüm toplumla beraber nefret kustuğum insanlar, adamlar,
güçlüler, zekiler, entellektüeller, cana yakınlar, konuşkanlar, özgüvenliler ve
gülün kaybolup gittiği o avuçlar…
Not2: İş bu yazı, daha uzun, daha samimi, ve daha bir acıtan
gerçeklerden örülüydü. Yalnız okudukca yüzü kızaran, utanan, sıkılan,
cesaretsiz bu arkadaşımız, yazının can alıcı yerleri kesmiş biçmiş ve servis
etmiştir. Kendisinin tez zamanda o her sıkkınlıkta sığındığı uykulardan bir
sabah uyanamamasını temenni ediyoruz.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder