6 Mayıs 2012 Pazar

Onun Bunun Üzerine



   Küçükken üzerimde olan siklememezliğin insanlarca yorumlanmasıydı olgunluk. O oyuncak alnımazdı, o yemek pişirlmezdi, oraya gidilmezdi ama diğerleri gibi zırlayıp ağlamazdım ve yaşına göre çok olgun diye yüceltirlerdi beni. Hiç bisikletim olmamıştı mesela, ne zaman bisiklet mevzusu açılsa, babana aldırsana oğlum bisiklet diye gaza getirmeye çalışsalar, farketmez derdim. Hiç değişmedim, büyüdüm, adam olamadım, çevremdeki olup biteni yine siklemedim. Ülke nereye gidiyor, okul ne zaman bitiyor, bak şu adam ölüyor… Bu sefer de "boş adam, senden adam olmaz, bu rahatlıkla senden bir bok olmaz" demeye başladı babam, büyüklerim. Oysa ben hiç değişmedim, toplumun istediği davranışları gösterebilmekti olgunluk, ben hiç toplumu siklemedim, onlar da beni siklememeye başladı. Ha siklemezlerse siklemesinler, zerre sikimde değil.

   Kendimden öyle bir tiksiniyorumki bazen, öyle bir nefret ediyorum işte. Dışarıdan biri baksa, biraz da gülümsesem adam sanarlar beni, iyi biri belki… Özümde de iyi değilim sanırım, nedeni hiç olamamış olmam olabilir. Olmayan bir şeyi iyi kötü diye ayırt etmek akıl işi değil. Bu yüzden yok olamıyorum bak, var olabilseydim çok rahat ölebilirdim, varlığın temel amacı yok olmaktır çünkü.

   Bazılarımız için hayat ne de güzel olabiliyor, garip. Çok garipsiyorum ben. Mutlu olduklarına emin olduğum insanlar var. Onlar için hayat güzel olabiliyor ya, ne güzel. Bu bazen –nadir de olsa- beni gülümsetiyor. En azından bu dünyada var böyle şeyler diyorum, suç bendeymiş. Suçun bende olması gülümsetiyor belki beni, yine kendime olan saygısızlığım ve kendim hakkımda yaptığım çıkarımlar ve bunları kabullenişim beni mutlu edebiliyor. Aydınlıkla gülümsüyorum, aydınlığa bakarken. Ama geri geri yürüyorum, karanlığın, pisliğin içine. Ben oyum çünkü. Ben bir bok olamayacak, hiçbir hayalini gerçek kılamayan, karaktersiz, gurursuz ve onursuz saçma salak bir formum. Hayallerimin gerçek olmamasını siklemiyorum mesela, ne hayalim varsa zaten imkansız diyorum, uğraşmaya gerek duymuyorum. Ama beni öldüren, içimi kemiren, ruhumu çürüten, beni pisliklere bulaştıran, o imkansız dediğim hayalleri başkasının yaşamasıdır.

     Lakin genelde o mutlu olduklarına emin olduklarıma… Yani imkansız dediğim hayallerimi yaşayan insanlara… Evet insan onlar, canlarım benim, adamlar, sütten çıkmış ak kaşıklar, at kaşıklar… Çokca eleştiriyorum sizi, küfürler ediyorum size. O kadar iğrenç bir insanım işte, kıskançlıktan öte bir şey bu kesinlikle. Haftasonu sırf ölmemek için, gidip günün her saatine ayrı ayrı iddaa kuponu yapıp, zaman geçebilsin de ölmeyeyim diyerek boş boş her maçı izledikten sonra uyumanın ve sabah kalkınca ölmediğin için bir zafer kazandığını düşünmenin ne demek olduğunu bir düşünün; sevgilinizle yağmurun, güneşin, üzerine serildiğiniz çimlerin tadını çıkarırken, yahut gezmeye gittiğiniz yerlerin fotoğraflarını çekmeye başladığınızda içinizde paylaşma hevesi güderken ya da bir amaçla ve hırsla ders çalışırken…

   Şimdi bir durun, yok olacağınızı düşünün ki olacaksınız, çünkü varsınız. Öleceksiniz ve yok olacaksınız ama sırf o arkasına sığındığınız başka dünyalara yalakalıklarınız, hastalıklı kılıyor oluşturduğunuz toplumu ve bunu göremiyorsunuz. Bazen size çok özeniyorum. Ne mutlu size, kendi var ettiğiniz tanrı sizi seviyor ve her şeyi –her iyiliği ve kötülüğü- sizin için yapıyor.

    Not: Ha bak hıdırellezmiş bugün. Bazıları dileklerini kağıda yazar denize, nehire atarmış. Bazıları ise gül dallarına gerçekleşmesini istediği hayallerini yazıp, çizip asarmış. Ben o gülü gerçekleşmesini istediğim yegane hayale verdim, ne kadar ironik değil mi? Sonuç? Sonuç imkansız dediğim hayallerimi yaşayan, ve tüm toplumla beraber nefret kustuğum insanlar, adamlar, güçlüler, zekiler, entellektüeller, cana yakınlar, konuşkanlar, özgüvenliler ve gülün kaybolup gittiği o avuçlar…

   Not2: İş bu yazı, daha uzun, daha samimi, ve daha bir acıtan gerçeklerden örülüydü. Yalnız okudukca yüzü kızaran, utanan, sıkılan, cesaretsiz bu arkadaşımız, yazının can alıcı yerleri kesmiş biçmiş ve servis etmiştir. Kendisinin tez zamanda o her sıkkınlıkta sığındığı uykulardan bir sabah uyanamamasını temenni ediyoruz.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Ziyaretçi Künyesi

Online

 

LIGHTSFROMDARKSOULS . Copyright 2008 All Rights Reserved Revolution Two Church theme by Brian Gardner Converted into Blogger Template by Bloganol dot com

Blogger Gadgets