28 Mart 2012 Çarşamba

Çirkin

Dur bir fotograf çekinelim. Çek bakalım diyorum çirkinliğimin farkında olmadan. Aynalara aldanıp yakışıklıyım dediğim bile oluyor. Gülüyoruz. Hep gülerim zaten ben. Eve geliyorum, mutsuzluk var biraz. Nasılmış fotograf diye açıp bakıyorum, mutsuzluk çullanıyor üstüme. Sigaradan sararmış dişlerim, özensiz saçma saçlarım, bir deri bir kemik vücuduma yakıştığını sandığım tişörtümden sarkan incecik kollarımdan görünen kemiklerim, aptal bakışlarım, zaten sıradan olan gözlerimi kapatan gözlüklerim...
Silmek istiyorum fotografı, silemiyorum. Aklıma düşünceler doluşuyor, ben böyle mi görünüyorum insanlara diye soruyorum kendi kendime. Çirkinliğimin yanına aptallığım da ekleniyor. Hem çirkin hem aptal hem kaba hem bakımsız bir hayvan olduğumu fark ediyorum. Hayvan olduğumu yıllar önce farketmiştim. Aslına bakarsan hepimiz temelde hayvan olduğumuzu kabul etseydik pek bir sorun çıkmayacaktı ancak sosyal toplum denen insan uydurması hayal dünyasında insanlara yer vardı. Hayvanlar, insanlık dışı, sosyal topluma ayak uyduramayanlar, uydurmak istemeyenler senin de ruhun güzel, senin muhabbetin yeter, görünüş önemli değil ki laflarıyla gizliden gizliye dışlanıyorlardı.
Bu maskeli baloya maskesiz gelen tek salak olduğumdan - haberim olmamasından değil maske takmak istemediğimden - bakışlara ince laf çarpmalarına takılıyorum.
Değişmek istiyorum, zor geliyor. Hem gücüm yok, hem de ne bileyim yazamıyorum bile doğru düzgün.
Evime bakıyorum dağınık.
Yüzüme bakıyorum dağınık.
Vücuduma bakıyorum dağınık.
Ruhuma bakıyorum dağınık.
Düşüncelerim dağınık.

O kadar dağılmış ki parçalarım toplayamıyorum. Notre dame ı bile esmeralda ruhu güzel diye seviyordu. Onun bile ruhu toplu demek ki.

Beni bir ben severdim. Kendim bile sevmiyor artık beni.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Ziyaretçi Künyesi

Online

 

LIGHTSFROMDARKSOULS . Copyright 2008 All Rights Reserved Revolution Two Church theme by Brian Gardner Converted into Blogger Template by Bloganol dot com

Blogger Gadgets