5 Mart 2012 Pazartesi

Görev

Anne ben boşuna yaşıyorum herhalde. Dünyaya hiç bir şey kazandırmıyorum öyle mal gibi yaşıyorum.
Senin görevin okulunu bitirmek başka bir şey yapmana gerek yok zaten. Görevim... Görev...

Okulu bitirmek, iş sahibi olmak, belli bir süre devleti korumak, gerekirse ölmek, evlenmek, neslimi devam ettirmek.

Görevler... İnsan yaşadığı süre boyunca korkuya kapılmasın, niye yaşıyorum ben diyip sadece Tanrının alacağı değersiz canını kendi almaya çalışmasın diye insanoğlunu uyutmak için üretilmiş oyunlar.

Okul denen uyuşturucuya başlamadan öncesini zaten hatırlamadığımdan güzel miydi görevsizlik, özgürlük hatırlamıyorum. Gerçi liseden öncesini de pek hatırlamıyorum bir kere düşmüştüm ağlamıştım feci şekilde, onu hatırlıyorum bir kız vardı bir de, örgülü saçlı, kırmızı çoraplı. Onu hatırlıyorum. Ve bunların dışında anı çöplüğünden yüzeye çıkanlar.
Okula başladığım andan itibaren görev denen perde düşüncelerimin önüne inmeye başladı. Ailemin benimle gurur duyması gerektiğini anladım. Başarılı olmam gerektiğini, olmazsam üzüleceklerini, beni sevmeyebileceklerini düşündüm. Her başarımda takdir görmem, daha çok sevildiğim sanrılarını tetikledi. Başarı dışında bir şeye odaklanmaz oldum. Diğer çocuklar gibi oyun oynuyordum elbet ama bilinçli şekilde. Ertesi gün okulda yine başarılı olmam gerektiği bilinciyle.

Ergenliğe giriş dönemim liseye rastladı - geç biraz evet -hayatta tadını almadığım çok fazla şey olduğunu öğrendim. Başarısızlığın tadını aldım. İğrençti. Başta nefret ettiğin sonra yedikçe alıştığın ve gittikçe güzel gelen bir yemek gibiydi. Hoşuma giden başarısızlık değildi. Başarısızlığa karşı gösterdiğim umursamazlıktı. Öyle bir özgürlük duygusu veriyordu ki uçuyordum sanki. Düşük not aldığımda yüzümde oluşan gülümseme, kendimle dalga geçişim mükemmel hissettiriyordu.

Uzun sürmedi.

Liseden sonra yüksekokul okumam gerekliydi. Fiziksel gücüm veya belirli bir yeteneğim olmadan tek sahip olduğum şeyi - daha doğrusu sahip olduğum tek şey olduğunu düşündüğüm, düşündürüldüğüm, şeyi - kullanmam gerektiği dayatıldı. Beyin.

İyi bir okula gitmeliydim. İyi bir okul ailemin ve çevrenin istediği bir okuldu elbette. Sadece benim istediğim ama çevremden takdir görmeyen bir okul ve bölüm yeterince iyi sayılmazdı. Böylelikle isteklerimi elemek ve az istediğim bir şeyi kendimi ikna ederek çok istediğim bir şeye dönüştürmeliydim.

Sürüye katıldım. Katılmak kendi isteğinle yapılan bir eylemmiş gibi algılanmaya başlandı. Tıpkı başlandı gibi katılmak da katmak da geliyor. Edilgen bir fiil olduğuna göre de kendi isteğimle veya kendi etkimle yapmadığım olduğu anlamına geliyor. Beni sürüye kattılar. Sırf para verdiğimiz için daha iyi öğretmek zorunda olan öğreticiler bizi en iyi sürülerin arasına katmaya çalıştılar. Gidilen patikaları öğrettiler. Diğer koyunlardan daha hızlı geçmemiz için. Kimse patikanın dışına çıkmayı düşünemez hale geldi, patika öyle uzundu ki yolu aklımıza kazımakla meşgulken yeni bir patika oluşturmak aklımıza gel(e)medi.

Patikayı yarım yamalak aldım zihnime. Bu süreçte yeni bir görev edindim. Sevmek.Bilinçaltımda neslimi devam ettireceğim dişinin O olduğu işlenirken ben suratımda aptal bir gülümsemeyle ders saatinin gelmesini ve gözlerimizin kesişmesini bekliyordum. Çünkü biliyordum ki o bana baktığında ben de ona bakıyorsam, benim ona baktığımı anlayacaktı. Ben de içten içe o da bana bakıyor diye egomu tatmin edecektim. Baktığımı, hoşlandığımı anlamalıydı çünkü bunu söyleyecek cesaretim yoktu henüz.

Görevlerimi yarım yamalak tamamladım. Tüm koyunları geçemesem de çoğunu geçtim. Karşılık olarak sevgi elde edemesem de kendimce sevdim.

Ve bir süre görevsiz kaldım. Sudan çıkmış balığa dönmüştüm. Ne yapacağımı bilemedim. Düşünmeyi uzun zaman önce unuttuğumdan - unutturulmuştu - düşünemeyen insanın sarılacağı en kolay yönteme sarıldım. Beklemek...

Görevsizlik süremin bitmesini ve yeni görevlerin verilmesini bekledim bu sürede.

Güldüm, eğlendim, izin günlerimi içerek, sevişerek, anlamsız sohbetler ederek, hiç inanmadığım cümleleri yıllardır savunuyormuşum, hiç sevmediğim bir kadına ölürcesine aşıkmışım gibi laflar ederek, kısacası düşünmemi engelleyecek her şeyi yaparak geçirdim.

Sonunda görev verildi. Önceki göreve benziyordu. Okulu geçmek. Ama bu önceki kadar kolay olmayacak gibiydi. Yanımda beni kollayıp gözetenler yoktu. Benim için her şeyi yapacak, yaralansam da sırtında taşıyacak dostlarım yoktu.

Yaralanırsam ölürdüm.

Mümkün olduğunda insanların çıkar savaşından, medeniyet saldırısından uzak kalarak yaralanmamayı başardım. Ama bu süreçte olmaması gereken bir şey oldu.

Görev bilincimi yitirdim.

Korktuğum başıma gelmişti. Görevlerim olduğu halde yeterli gelmemeye başlamıştı. Zaten yarım yamalak yapıyorken bir de görevlerin saçmalığını düşünmeye başlamıştım.

Düşünmeye başlamıştım.

Kendime yeni görevler buldum. Tekrar özgür hissediyordum. Görevlerim vardı ama bu görevler düşünmemi engellemek için değildi. Kendimi yaşamda tutmak için kendi kendime verdiğim görevlerdi. Hem de düşünebiliyordum bir yandan. Başları tarafından verilen görevleri elimin tersiyle iterken kendi görevlerimi büyük bir azimle uyguluyordum.

Bu güzeldi. Saf, temiz ve güzel.

Görevler insanı yaşamda tutmak için üretilirler. Ya sen üretirsin, ya da üretemeyecek kadar küçüksen verilmesini beklersin.

Sevgilinin geçmesini, geçerken göreceğin yirmi saniye için dört saat soğukta beklemek veya başka kimseyi sevmemeye çalışmak, kim ne derse desin, zihnin bile sana unutturmaya çalışsa bile sesini hatırlamaya çalışmak veya bir amacın olmadan yaşayacağıma, dünyaya bir şey vermeyeceksem yaşamam ölürüm demek bunlardan bir kaçı.

Emin ol kendi verdiğin görevleri yapmak başkasından görev beklemekten zor.

Güzel olan da bu ya zaten. Seçim senin.

1 yorum :

  1. "eğitim ve edinilen görevler; çocuklara sürekli bir şeyler öğretmeliyiz ki, düşünmek ya da hayal kurmak için zamanları ve güçleri kalmasın." Burak Aksak(ufak bir değişiklikle)

    YanıtlaSil

Ziyaretçi Künyesi

Online

 

LIGHTSFROMDARKSOULS . Copyright 2008 All Rights Reserved Revolution Two Church theme by Brian Gardner Converted into Blogger Template by Bloganol dot com

Blogger Gadgets